Buğdayda Kök ve Kök Boğazı Çürüklüğü (Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Bipolaris sorokiniana)
Buğday üretiminde fark edilmesi en zor ama etkisi en büyük sorunlardan biri kök ve kök boğazı çürüklüğüdür (Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Bipolaris sorokiniana). Bu hastalık, bitkinin toprak altında kalan kısımlarında başladığı için çoğu zaman geç fark edilir. Ancak belirtiler ortaya çıktığında verim kaybı kaçınılmaz hale gelir. Bu nedenle kök ve kök boğazı çürüklüğünü tanımak ve zamanında önlem almak büyük önem taşır.
Kök ve kök boğazı çürüklüğü (Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Bipolaris sorokiniana) toprakta yaşayan hastalık etmenlerinin buğdayın kök ve toprakla birleştiği boğaz kısmına yerleşmesiyle ortaya çıkar. Hastalık genellikle ekimden kısa süre sonra başlar ve bitkinin gelişimi boyunca etkisini sürdürebilir. Bitkinin su ve besin alımı zorlaştığı için üst aksamda zayıflama görülür.
Buğdayda Kök ve Kök Boğazı Çürüklüğünün (Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Bipolaris sorokiniana)
Yaşam Döngüsü
Kök ve kök boğazı çürüklüğü (Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Bipolaris sorokiniana) buğday tarlalarında bir sezonda ortaya çıkıp biten bir hastalık değildir. Toprakta uzun süre yaşayabilen etmenler nedeniyle yıllar boyunca varlığını sürdürebilir. Bu yüzden hastalığı kontrol altına almanın ilk adımı, nasıl başladığını ve tarlada nasıl yayıldığını iyi bilmektir.
a. Toprakta Bekleme Dönemi
Hastalığa neden olan etmenler, hasattan sonra tarlada kalan kök, sap ve anız parçaları üzerinde yaşamaya devam eder. Bu bitki artıkları toprağa karıştığında veya yüzeyde kaldığında, hastalık etmenleri yeni ekim dönemine kadar canlılığını korur. Aynı zamanda hastalık, sağlıksız tohumlarla da taşınabilir. Bu nedenle bir tarlada sorun varsa, yıllar içinde giderek artma eğilimi gösterir.
b. Uygun Şartları Bekleme
Toprak sıcaklığı ve nemi hastalığın hareketlenmesinde belirleyicidir. Sonbaharda ekim sonrası veya ilkbaharda havaların ısınmaya başladığı dönemlerde, özellikle toprak nemliyse etmenler aktif hale geçer. Ağır yapılı, suyu geç boşaltan ve havasız topraklar bu süreçte hastalık için ideal ortam oluşturur. Bu aşamada tarlada gözle görülür bir belirti yoktur, ancak enfeksiyon başlamıştır.
c. Çimlenme ve Fide Döneminde Bulaşma
Buğday tohumu çimlenirken oluşan genç kökler, hastalık etmenleriyle ilk teması kurar. Etmenler kök uçlarından veya kök boğazı bölgesinden bitkiye girer. Genç bitki henüz güçlü bir savunma geliştirmediği için bu dönemde hastalığa karşı oldukça hassastır. Bazı fideler toprak yüzüne çıkamadan zarar görür ve tarlada boşluklar oluşur.
d. Bitki Geliştikçe Hastalığın İlerlemesi
Bitki büyüdükçe hastalık köklerden kök boğazına doğru ilerler. Kök dokusu zarar gördüğü için bitki yeterince su ve besin alamaz. Bunun sonucu olarak buğday zayıf kalır, kardeşlenme azalır ve gelişme yavaşlar. Tarlada yer yer cılız, sararmış veya gelişmesi geri kalmış alanlar oluşur. Hastalık bu dönemde artık gözle fark edilebilir hale gelir.
e. Başak Döneminde Ortaya Çıkan Kayıplar
Hastalık ilerlediğinde kök boğazında çürümeler belirginleşir. Sap zayıflar ve bazı bitkiler yatabilir. Başaklar tam dolmaz, daneler cılız kalır veya bazı başaklar tamamen boş olabilir. Bitki yeşil görünse bile kökten beslenemediği için verim ciddi şekilde düşer. Bu aşamada yapılabilecek müdahaleler sınırlıdır.
f. Hasat Sonrası Döngünün Yeniden Başlaması
Hasatla birlikte hastalıklı bitki artıkları tarlada kaldığında yaşam döngüsü tekrar başlar. Etmenler toprakta ve anızda kalarak bir sonraki ekim sezonunu bekler. Aynı tarlaya tekrar buğday ekildiğinde hastalık daha erken dönemde ve daha şiddetli şekilde ortaya çıkar. Bu yüzden münavebe yapılmayan tarlalarda kök ve kök boğazı çürüklüğü her yıl daha büyük sorun haline gelir.
g. Yaşam Döngüsünden Çıkarılacak Sonuç
Bu hastalığın yaşam döngüsü incelendiğinde, en etkili mücadelenin ekim öncesi ve erken dönemlerde olduğu açıkça görülür. Hastalık kökten başladığı için geç fark edilir ve görüldüğünde genellikle iş işten geçmiş olur. Bu nedenle önleyici uygulamalar, sağlıklı toprak yapısı ve doğru tarım teknikleri kök ve kök boğazı çürüklüğüyle mücadelenin temelini oluşturur.
Buğdayda Kök ve Kök Boğazı Çürüklüğünün (Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Bipolaris sorokiniana) Belirtileri
Kök ve kök boğazı çürüklüğü (Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Bipolaris sorokiniana) genellikle gizli ilerleyen bir hastalıktır. İlk belirtiler çoğu zaman toprak altında başladığı için hastalık erken dönemde fark edilmez. Ancak bitkinin gelişimi ilerledikçe bazı ipuçları kendini göstermeye başlar.
Hastalığın ilk dönemlerinde tarlada düzensiz gelişim dikkat çeker. Bazı bitkiler diğerlerine göre daha kısa kalır, zayıf görünür ve kardeşlenmesi yetersiz olur. Yapraklarda açık yeşil renklenme ve zamanla sararma görülebilir. Bu belirtiler genellikle besin noksanlığıyla karıştırılır.
Kökler incelendiğinde sağlıklı beyaz yapı yerini kahverengi ve çürük bir görünüme bırakmıştır. Kökler kısalmış, zayıflamış ve kolayca kopabilir hale gelmiştir. Kök boğazı bölgesinde ise koyu renkli, bazen ıslak görünümlü çürüme alanları oluşur. Bu bölge bitkinin en hassas noktası olduğu için hastalık ilerledikçe bitki ayakta durmakta zorlanır.
İleri safhalarda bazı bitkiler tamamen kurur ve tarlada boşluklar oluşur. Özellikle yağışlardan sonra bu alanlar daha belirgin hale gelir. Bitki başak dönemine ulaştığında ise başaklar küçük kalır, daneler tam dolmaz veya bazı başaklar tamamen boş olabilir.
Buğdayda Kök ve Kök Boğazı Çürüklüğünün (Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Bipolaris sorokiniana) Zararları
Kök ve kök boğazı çürüklüğünün (Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Bipolaris sorokiniana) en büyük zararı, bitkinin su ve besin alımını engellemesidir. Kök sistemi zarar gören buğday, topraktaki imkânlardan yeterince faydalanamaz. Bu durum bitkinin tüm gelişim sürecini olumsuz etkiler.
Hastalık nedeniyle kardeşlenme azalır, başak sayısı düşer ve bitkiler tarlayı yeterince kaplayamaz. Bu da doğrudan dekara düşen verimin azalmasına neden olur. Şiddetli durumlarda bitkiler erken dönemde ölür ve ekim sıklığı bozulur.
Başak oluşsa bile daneler genellikle küçük, buruşuk ve hafif olur. Bu durum hem verimi hem de ürün kalitesini düşürür. Hasat edilen ürünün hektolitre ağırlığı azalır ve pazarlama değeri düşer.
Ayrıca hastalık tarlada homojen olmayan bir görüntü oluşturur. Bu da hasat sırasında zorluklara yol açar. Zayıf kök yapısı nedeniyle bazı bitkiler yatabilir ve biçerdöver kayıpları artar.
En önemli zararlardan biri de hastalığın tarlada kalıcı hale gelmesidir. Kök ve kök boğazı çürüklüğü kontrol altına alınmadığında, sonraki yıllarda daha erken dönemde ve daha şiddetli şekilde ortaya çıkar. Bu da her sezon artan verim kayıpları anlamına gelir.
Buğdayda Kök ve Kök Boğazı Çürüklüğü (Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Bipolaris sorokiniana) ile Mücadele
Toprak ve Ekim Koşullarının Düzenlenmesi
Hastalığın ortaya çıkmasında en etkili faktörlerden biri, ağır yapılı ve drenajı zayıf topraklardır. Tarlada suyun uzun süre birikmesi kök bölgesinde çürümeyi hızlandırır. Bu yüzden iyi drene olan topraklar tercih edilmeli, gerekiyorsa yüzey ve taban suyu uzaklaştırılmalıdır. Aynı alana arka arkaya buğday ekilmesi de hastalık etmenlerinin toprakta birikmesine neden olacağından, ekim nöbeti uygulanmalıdır.
Sağlıklı ve Sertifikalı Tohum Kullanımı
Kök ve kök boğazı çürüklüğü (Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Bipolaris sorokiniana) çoğu zaman tohumla ya da toprakta bulunan etmenlerle taşınır. Bu nedenle temiz, hastalıksız ve sertifikalı tohum kullanımı mücadelenin temelini oluşturur. Ayrıca ekim öncesinde yapılan tohum ilaçlaması, çıkış döneminde genç bitkilerin hastalığa yakalanma riskini önemli ölçüde azaltır.
Uygun Ekim Zamanı ve Derinliği
Çok erken veya çok geç yapılan ekimler, bitkinin zayıf çıkış yapmasına ve hastalıklara karşı dirençsiz kalmasına yol açar. Aynı şekilde tohumun gereğinden fazla derine ekilmesi, fide döneminde kök boğazının uzun süre nemli kalmasına neden olur. Bu durum hastalık etmenleri için elverişli bir ortam oluşturur. Bölge koşullarına uygun ekim zamanı ve ideal ekim derinliği tercih edilmelidir.
Dengeli Gübreleme
Aşırı veya dengesiz gübre kullanımı bitkinin kök gelişimini olumsuz etkileyebilir. Özellikle fazla azot, bitkinin hassas dokulu olmasına ve hastalıklara açık hale gelmesine neden olur. Fosfor ve potasyumun yeterli düzeyde verilmesi ise kök gelişimini destekleyerek bitkinin dayanıklılığını artırır.
Kimyasal Mücadele
Hastalığın yoğun olarak görüldüğü alanlarda ve riskin yüksek olduğu durumlarda, ekim öncesi veya çıkış döneminde yapılan uygun ilaçlamalar etkili olabilir.
Entegre Mücadele Yaklaşımı
Kök ve kök boğazı çürüklüğüyle (Fusarium spp., Rhizoctonia spp., Bipolaris sorokiniana) başarılı bir şekilde mücadele edebilmek için toprak yönetimi, sağlıklı tohum kullanımı, uygun ekim uygulamaları ve dengeli besleme birlikte ele alınmalıdır. Bu bütüncül yaklaşım, hastalığın etkisini azaltırken sürdürülebilir bir üretim sağlar.
*Bitki koruma ürünlerini güvenli ve kurallara uygun şekilde kullanınız. Kullanmadan önce etiketi dikkatlice okuyarak talimatlara uyunuz. Tavsiye edilen ürünlerin dışında kullanılması kesinlikle yasaktır. Zehirlenme durumunda Ulusal Zehir Danışma Merkezi (UZEM)’in 114 numaralı telefonunu arayınız.