Mısır’da Hasat Öncesi Koçan Sarkması

Mısırda olgunluktan önce koçan eğikliği yaygın olarak sezon sonu kuraklık stresi ile ilişkilidir bu da hücrelerin turgor kaybına ve dolayısı ile koçan sapının çökmesine neden olmaktadır. Koçan sapındaki sarkma noktası çok fazla sıkışır ve bu da tane dolumunu tamamlamak için gerekli olan besinlerin koçana taşınmasını engeller. Koçana besin akışı yeterince düşerse, erken siyah nokta oluşumunu ve tane dolumunun erken bitmesine sebep olabilir.

Olgunlaşmadan Önce Sarkık Koçanlar

Mısır bitkilerindeki koçanların fizyolojik olgunluktan sonra ve hasattan önce aşağı doğru sarkması yaygındır (Şekil 1). Koçan bitkiden düşmediği sürece bu bir sorun değildir; hasattan önce aşağıya doğru eğik bir koçan rutubeti daha iyi kaybedebilir, bu da hava koşulları sıcak ise koçan çürüklüğü ve vivipari (koçanda çimlenme) riskini azaltabilir. Ancak siyah noktadan önce koçan sarkmasının iyiye işaret olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu muhtemelen bitkinin sezon sonu stresine maruz kaldığı ve tane dolumunun sona erdiği anlamına gelmektedir. Bu olay tane doldurma sürecinde ne kadar erken gerçekleşirse, verime etkisi de o kadar büyük olur.

Şekil 1. Olgun koçanların hasattan önce aşağı doğru eğilmesi

 

Erken Dönemde Koçan Sarkmasının nedenleri nelerdir?

Fizyolojik olgunluk öncesi koçan sarkması yaygın olarak sezon sonu kuraklık stresiyle ilişkilidir (Şekil 2). Bitkide su eksikliği nedeniyle hücrelerde turgor kaybı, koçan sapında yapısal bozulmaya neden olabilir. Bitki koçanı doldurmaya çalışırken sap ve koçan sapından besinleri çekmeye çalışır, bir diğer deyişle vejetatif dokulardan karbonhidratların çekilmesi de koçan sarkmasında rol oynayabilir. Sap zayıfladıkça koçan yer çekimi sebebiyle eğilir. Koçan sapındaki eğilme noktası genellikle ciddi şekilde sıkışır ve karbonhidratların gelişmekte olan koçana akışını kısıtlar (Şekil 3). Ağır koçanlı bitkilerde erken dönemde koçan sarkması riski daha yüksektir. Bu durum, erken dönemde tane dolumu sırasındaki uygun koşullardan kaynaklanabilir (bitkinin daha ağır koçan oluşturmasına sebep olduğu için) fakat ardından stres koşulları başladığında bitkide koçan sarkması meydana gelmektedir. 

Şekil 2. Sezon sonunda şiddetli sıcaklık ve kuraklık stresi yaşayan bitkilerde sarkık koçanlar. Bu bitkilerdeki koçanlar yaklaşık %50 süt çizgisindeydi; bu sebeple, dane dolumunun bu noktada bitmesi durumunda yaklaşık %12-15 verim kaybı olacağı anlamına geliyordu. Corteva Agriscience Johnston Saha Araştırma Merkezi, Johnston, IA. 30 Ağustos 2023. 

Şekil 3. Sıkışmış koçan sapı 

 

Koçana Kısıtlı Besin Akışı

Koçan sarktığında, koçan sapının sıkışması besinin koçana akışını kısıtlayabilir. Besin taşınması yeterince düşerse erken siyah nokta oluşumunu ve tane dolumunun erken tamamlanmasına sebep olur (Şekil 4).

 

Şekil 4. Sezon sonu şiddetli kuraklık stresi yaşayan ve fizyolojik olgunluktan önce koçan eğimine neden olan bir bitkide sıkışmış bir koçan sapının yakından görünümü. Sıkışmış koçan sapı, besinin gelişmekte olan koçana taşınmasını kısıtlar. Johnston, IA. 30 Ağustos 2023.

Siyah nokta oluşumu, bitkilerin gelişmekte olan tanelere sürekli bir sakkaroz akışını sağlama yeteneği ile ilgilidir. Sakkaroz akışının minimum eşiğin altına düşmesi durumunda, erken siyah nokta oluşumunu gözlemlenmektedir.

Tane dolumunun erken sonlanmasının verime etkisi, bu sorunun gerçekleştiği andaki tane dolum aşamasına bağlıdır (Şekil 5).

Koçan Düşmesi Riski

Zayıflamış bir koçan sapı hasattan önce kırılarak düşme riskine sahiptir. Fizyolojik olgunluktan önce koçan sarkması olan tarlalar hasattan önce izlenmelidir böylece koçan düşmesi oluşmaya başlarsa bunlara öncelik verilebilir. (Şekil 6)

Şekil 6. Sezon sonu yaşanan şiddetli stres, bitkiler koçanı doldurmak için karbonhidratları yeniden harekete geçirdiğinden sapları ve koçan saplarını zayıflatabilir.

 

Yukarıda belirtilenler yalnızca bilgi amaçlı kullanım için sunulmuştur. İşletmenize özel bilgi ve öneriler için lütfen Pioneer satış uzmanınızla iletişime geçin. Ürün performansı değişkendir; nem ve ısı stresi, toprak tipi, yönetim uygulamaları ve çevresel stresin yanı sıra hastalık ve zararlı baskıları gibi birçok faktöre bağlıdır. Bireysel sonuçlar değişiklik gösterebilir.